Merih Yılmaz
21 Ağustos 2013 Çarşamba
- Tüm sözlerin zihnimin içinde dolanıyor Vildan. Cidden boka battım. Tamamen kaybolmuş gibi hissediyorum kendimi. İmdat diye bağırıyorsam bil ki, Hiç bir şeye inancım kalmadığındandır. Sorup duruyorum kendime, merak ediyorum nasıl oluyor bütün bunlar diye. Kafam çok karışık Vildan. Hırpalanmış ve kalıplandırılmış gibi hissediyorum. Annem, babam... Onlara beni affetmelerini söyle. Evet aklımı kaybettim.
Aklımı Kaybettim Vildan
Aklımı kaybettim Vildan.
Tamamen gittim. Cidden. Durumum yardımlık, durumum acil. Kendimi anlayamıyorum. Bu karanlık ne ara belirdi Vildan? Işıklar kapandıkça bir yerlere uçuyorum. Sen olmadan hiç bir şey istemiyorum. Bu, sanki yavaş bir zehir.
Aklımı kaybettim Vildan.
Sen olmadan kendim değilim.
Sen olmadan ben bir hiçim. Kendime gelmeyi denedim. Bitişe ve düşüşe kadar direkleri saydım, kaç kişinin önünde ruhumu sattım? Sonra yağmura odaklandım...
Bırak gideyim Vildan. Anneme, babama beni affetmelerini söyle. Aklımı kaybettiğimi söyle...
Tamamen gittim. Cidden. Durumum yardımlık, durumum acil. Kendimi anlayamıyorum. Bu karanlık ne ara belirdi Vildan? Işıklar kapandıkça bir yerlere uçuyorum. Sen olmadan hiç bir şey istemiyorum. Bu, sanki yavaş bir zehir.
Aklımı kaybettim Vildan.
Sen olmadan kendim değilim.
Sen olmadan ben bir hiçim. Kendime gelmeyi denedim. Bitişe ve düşüşe kadar direkleri saydım, kaç kişinin önünde ruhumu sattım? Sonra yağmura odaklandım...
Bırak gideyim Vildan. Anneme, babama beni affetmelerini söyle. Aklımı kaybettiğimi söyle...
7 Ağustos 2013 Çarşamba
- Bazen işte ihtiyacım varmış gibi hayatımdan çıkarmam onu diye düşünüyor, bazen de ''hayatımdan çıksın! Aramam onu ihtiyacım yok.'' havasındayım. Bakma sen bana Vildancım. Bana aşık olan çok. Ama böyle nereye kadar gidecek? Bu şekilde nereye kadar gidecek? Bak mesela ondan öncesi ve ondan sonrası diye ayırıyorum hayatı. Üstelik sarhoşken, onun elini tutarken eli birden keskin bıçak oluyor. Hayatımı masaya yatırıyor. Sonra sen! Sen birden beynime saplanan bir mermi oluyorsun Vildan. Çıkarmam diyorum. Çıkarmazsam öleceğim.
Sonra dönüyorum ona aramam seni diyorum o an. Acil olsanda, ihtiyacım olsanda aramam...
Ondan sonra sevgili diye gelen kim varsa seninle tanıştırıyorum, oturup seninle tartışıyorum. İnsanlarda oturup mal gibi okuyor bunu.
Böyle nereye kadar devam edecek bilmiyorum, bundan sonrası ne olur, ne biter ama anladığım kadarıyla da benim dediğim olur.
İşte böyle, girip çıkanlar var hayatıma.
Kendimden bir parça saymışken, girip çıkanlar böyle, sik gibi.
Yani, öyle bir acı veriyorlar ki siki çıkmış bir insanın, sik gibi girdiğini, sik gibi çıktığında anlıyorum.
Sonra hayatıma tekrar girmelerini bekliyorum, acım geçecek zannederek, yani çıkan sik yerine geri girdiği zaman geçiyor diye acı,
bekliyorum,
sik gibi girsin diye yine...
Buna göre, hayatıma belki tekrar değil ama,
İlk çıktığın yere,
geri girmen dileklerimle...
Sonra dönüyorum ona aramam seni diyorum o an. Acil olsanda, ihtiyacım olsanda aramam...
Ondan sonra sevgili diye gelen kim varsa seninle tanıştırıyorum, oturup seninle tartışıyorum. İnsanlarda oturup mal gibi okuyor bunu.
Böyle nereye kadar devam edecek bilmiyorum, bundan sonrası ne olur, ne biter ama anladığım kadarıyla da benim dediğim olur.
İşte böyle, girip çıkanlar var hayatıma.
Kendimden bir parça saymışken, girip çıkanlar böyle, sik gibi.
Yani, öyle bir acı veriyorlar ki siki çıkmış bir insanın, sik gibi girdiğini, sik gibi çıktığında anlıyorum.
Sonra hayatıma tekrar girmelerini bekliyorum, acım geçecek zannederek, yani çıkan sik yerine geri girdiği zaman geçiyor diye acı,
bekliyorum,
sik gibi girsin diye yine...
Buna göre, hayatıma belki tekrar değil ama,
İlk çıktığın yere,
geri girmen dileklerimle...
23 Nisan 2013 Salı
Adı Yusuf. Bir gece t.A.T.u'nun şarkılarını dinlerken tanıştık kendisiyle. Adını Azrail vermiş. 45 yaşında bir adamın kalbinde doğurgan bir tümörmüş annesi.
Babası bir mezarda solucan. Hep on sekiz yaşında. Hep aynı sigarayı aynı bereyi aynı bira markasını kullanıyor. Tanımazsınız değil mi? Suratını kimse görmedi. Ben, onun suratına kezzap attım oysa. Hiçbir şey olmadı. Kavgalar ettik, gücüm yetmedi. Barıştık bir gece yarısı, ağlıyordum. Kaybedebileceğim her şeyi kaybetmiştim. Geceleri uzun uzun sohbetler ediyorduk, içiyorduk sürekli, gündüzleri uyuyor geceleri sohbet ediyorduk. Çok iyi bir konuşandır kendisi. Ağzı bozuk, kalbi kırıktır biraz. Biri tarafından tecavüze uğramış yıllar önce senelerce Dünya'da hapis yatmış. Çıktığında duygularını kesmiş, kan akmadığını farketmiş. Olmadığını anlamış. Var olmayı terketmiş o gün Dünya'da. Sonra kalbini kaybetti, benden kalbimi çaldı. Garip değil kalbimin bir tarafı siyah bir tarafı kırmızı. Bir sabah gökdelenden aşağı bırakmış kendisini, beton yarılmış, yerin dibine düşmüş.
-"Baban öldüğünde ciğerlerinde uyuyordum, sigaraya öyle alıştın ama içmedin yıllarca. Babaannen öldüğünde bir çiçek diktim göğsüne, hatırladın mı?" Demiştim bir gün ona.
Hep garip konuşur, hep garip bakar. Bazen günlerce, bazen aylarca susar, uyur. Bazen hiç uyumaz, "Cehennem" diye haykırır. Çok büyük bir sır taşıdığını söyler her zaman, Allah'ın kendisine verdiği bir sırrını taşıdığına inanır. Kelimelerini seçmez, sigara içer onun yerine, yemek yemez, uyur. Bir gece kendisini kesmeye kalkıştım, kahkahalar attı. O ölmez! Kendi ölülerini bırakır İstanbul'a, dirilip durur her seferinde.
Merih;
-Acımasız olmak zorundasın, çünkü başka çaren yok!" demişti sigarasını içerken. Varlığım için mücadele ediyordu, haklıydı!
9 Nisan 2013 Salı
...
''Eğitmenlik sürecimde karşılaştığım nadir çocuklardan birisin, inanılmaz oyunculuk kabiliyetin, saygı ve sevgi dolu yüreğin ve iki kız kardeşine sahiplenişindeki asaletinle beni kendine hayran bırakmayı başardın. Geleceğin en başarılı oyuncularından biri olmaman için hiçbir sebep yok, bunun için sadece çok çalışman gerekiyor, bunuda en iyi şekilde başardığına eminim. Çalışmalarımız süresinde derslere katılımın, provalar esnasında yeterli derecedeki istekli görünüşün ve ezber konusundaki hassasiyetin beni çok mutlu etti, bu yüzden seninle tanışma fırsatı veren tiyatroya teşekkür ediyorum. Önünde daha çok uzun bir yaşam süreci var, bu süreçte mutluluğun en yüksek derecelerde seninle olması en büyük temennim olacaktır. Yüreğindeki güzelliği ve yüzüne işlemiş o temiz görüntüyü sakın kaybetme. Eğitim hayatının başarılarla dolu geçeceğine ve ileride bir gün karşılaştığımızda senin çok önemli bir mevkide olduğunu öğreneceğime eminim. Hep mutlu kal.''
8 Nisan 2013 Pazartesi
+Şu merdiven başında pazarlık yapan travesti bir fahişe mi?
-Yooo.
+Peki ya o? Sokağın başında bacaklarını gösteren.
-Hayır.
+Peki ya şu çocuk? Baksana nasıl da şehvetle bakıyor.
-Yooo.
+Peki ya o? Sokağın başında bacaklarını gösteren.
-Hayır.
+Peki ya şu çocuk? Baksana nasıl da şehvetle bakıyor.
-Hayır amk o da değil.
+Burada hiç fahişe yok mu baksana oğlum şunlara nasıl da giyinmişler.
-Fahişe nedir canım benim?
+Burada hiç fahişe yok mu baksana oğlum şunlara nasıl da giyinmişler.
-Fahişe nedir canım benim?
+Tenini parayla satan aşağılıklardır Merih.
-Hayır lan. Fahişelik bu değil.
+Neymiş peki fahişelik?
-Fahişelik insanların hayatını bilmeden onları aşağılamak ve yargılamaktır. Sokağın sonunda bir berber var. Git aynaya bak. Orada var olan en büyük fahişeyi göreceksin.
-Hayır lan. Fahişelik bu değil.
+Neymiş peki fahişelik?
-Fahişelik insanların hayatını bilmeden onları aşağılamak ve yargılamaktır. Sokağın sonunda bir berber var. Git aynaya bak. Orada var olan en büyük fahişeyi göreceksin.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)