23 Nisan 2013 Salı


Adı Yusuf. Bir gece t.A.T.u'nun şarkılarını dinlerken tanıştık kendisiyle.  Adını Azrail vermiş. 45 yaşında bir adamın kalbinde doğurgan bir tümörmüş annesi.
Babası bir mezarda solucan. Hep on sekiz yaşında. Hep aynı sigarayı aynı bereyi aynı bira markasını kullanıyor. Tanımazsınız değil mi? Suratını kimse görmedi. Ben, onun suratına kezzap attım oysa. Hiçbir şey olmadı. Kavgalar ettik, gücüm yetmedi. Barıştık bir gece yarısı, ağlıyordum. Kaybedebileceğim her şeyi kaybetmiştim. Geceleri uzun uzun sohbetler ediyorduk, içiyorduk sürekli, gündüzleri uyuyor geceleri sohbet ediyorduk. Çok iyi bir konuşandır kendisi. Ağzı bozuk, kalbi kırıktır biraz. Biri tarafından tecavüze uğramış yıllar önce senelerce Dünya'da hapis yatmış. Çıktığında duygularını kesmiş, kan akmadığını farketmiş. Olmadığını anlamış. Var olmayı terketmiş o gün Dünya'da. Sonra kalbini kaybetti, benden kalbimi çaldı. Garip değil kalbimin bir tarafı siyah bir tarafı kırmızı. Bir sabah gökdelenden aşağı bırakmış kendisini, beton yarılmış, yerin dibine düşmüş.

-"Baban öldüğünde ciğerlerinde uyuyordum, sigaraya öyle alıştın ama içmedin yıllarca. Babaannen öldüğünde bir çiçek diktim göğsüne, hatırladın mı?" Demiştim bir gün ona. 

Hep garip konuşur, hep garip bakar. Bazen günlerce, bazen aylarca susar, uyur. Bazen hiç uyumaz, "Cehennem" diye haykırır. Çok büyük bir sır taşıdığını söyler her zaman, Allah'ın kendisine verdiği bir sırrını taşıdığına inanır. Kelimelerini seçmez, sigara içer onun yerine, yemek yemez, uyur. Bir gece kendisini kesmeye kalkıştım, kahkahalar attı. O ölmez! Kendi ölülerini bırakır İstanbul'a, dirilip durur her seferinde. 

Merih;

-Acımasız olmak zorundasın, çünkü başka çaren yok!" demişti sigarasını içerken. Varlığım için mücadele ediyordu, haklıydı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder